Taliban ve Afganistan’ın Geleceği

Taliban ve Afganistan'ın Geleceği - Necip YILDIRIM
Taliban ve Afganistan'ın Geleceği - Necip YILDIRIM

Taliban’ın Afganistan’ın tamamını ele geçirmesi hangi uluslararası aktörlerin işine yarar?

Dünya siyasetini şekillendiren aktörler iki ana gruba ayrılabilir: Bir tarafta İngiltere ve ABD; diğer tarafta Rusya ve Çin.

Bunların haricindeki aktörler, dünya düzenini temelinden değiştirecek güce sahip değiller. Sadece bölgesel anlamda ve daha düşük seviyede tesire sahip olabilmekteler.

Blok olarak Avrupa Birliği, Almanya, Fransa, İtalya, Hindistan, Japonya ve Türkiye gibi aktörler uluslararası ilişkilere kendi hinterlantlarında ve belirli ölçüye kadar tesir edebilmekteler.

Dünyanın herhangi bir noktasındaki gelişmeleri sıhhatli şekilde tahlil edebilmek için, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrıldıktan sonra, dünya düzeninin şekillenmesinde çok daha bağımsız ve aktif rol oynamaya başladığını daima akılda tutmak icap eder.

Doha görüşmelerine katılanlar arasında en çok dikkat edilmesi gereken Pakistan ve ABD’dir. Diğer aktörlerin davet edilmiş olması göstermeliktir.

Bir trilyon dolardan fazla para ve iki binden fazla asker kaybeden ABD’nin Afganistan üzerinde nüfuzunu korumadan, sessiz sedasız çekip gideceğini düşünmek saflık olur. Afganistan’ın Çin ve/veya Rusya’nın nüfuzu altına geçmemesini temin etmek, ABD için kırmızı çizgidir.

Pakistan demek, İngiltere demektir. Pakistan’ı kuran, hudutlarını belirleyen ve sonrasında iç siyasetinde tayin edici rol oynayan İngilizlerdir. Benazir Butto ve İmran Han Oxford mezunudurlar. Pervez Müşerref İngiliz Royal College of Defence Studies askeri okulunda okumuş. Nevaz Şerif İrlandalılar tarafından kurulan Hrıstiyan Aziz Antoni lisesinden mezun olmuş. Ve liste uzayıp gider. Pakistan’ın siyasi hayatında kayda değer tesiri olan kişiler ekseriyetle İngiliz çemberinden geçmişlerdir.

Taliban’ın, bir yandan ABD – İngiltere (Pakistan) ile anlaşıp, diğer taraftan Rusya ve Çin’e de el altından taahhütlerde bulunmuş olması ihtimal dışıdır. 1996 yılından bu yana, ateş ile su arasında bir tercihte bulunmak zorunda olduğunu bilecek kadar tecrübe kazanmışlar. Dünya televizyonlarına bağlanıp İngilizce konuşan sözcülerini dinlediğinizde, Taliban’ın dünya dengelerini ve uluslararası kamuoyunun hassasiyetlerini dikkate aldığını görüyorsunuz.

Bundan sonraki süreçle ilgili, pek çok senaryolar dile getirilmekte:

Birincisi, Taliban’ın Afganistan’ın tamamına hâkim olup bir İslami emirlik kuracağı cihetindedir.

İkincisi, Pakistan’dan da toprak kopararak, Büyük Peştunistan devleti kuracakları tezidir.

Üçüncüsü, Pakistan’la birleşme ihtimalinden dem vurulmaktadır.

Dördüncüsü, Hindukuş dağlarının kuzeyinde, Güney Türkistan adı altında yeni bir devlet kurulacağı şeklindeki görüştür. General Abdürreşid Dostum’un Türkiye tarafından destekleneceği ve Afganistan’ın kuzeyinde Güney Türkistan devletini kuracağı şeklindeki bu görüşün Afganistanlı Türklerin kuru temennisi mi, yoksa ciddi bir karar mı olduğu kesin değildir.

Yine Afganistan’ın ikiye bölüneceği, Kuzey’de Güney Türkistan isimli bağımsız bir devlet kurulacağı, güney Afganistan’ın ya Pakistan’la birleşeceği ya da Peştunistan adı altında başka bir devlet olacağı yönünde görüşler dile getirilmekte.

ABD ile Taliban arasındaki müzakereler Katar’da cereyan etti. Katar’ın Türkiye’yle yakın münasebet içinde olması, Türkiye’nin de pazarlıklarda aktif rol almış olabileceği hususunda umut bahşetmektedir.

Afganistan’daki Türklerin Türkiye haricinde herhangi bir hâmisi bulunmamaktadır. Afganistan’daki Türkler, Türkiye’nin Asya siyasetinde son derece yararlı olabilir.

Diğer makale: Afganistan’da ne işimiz var?