Arapların Talihsizliği

Serazat - Ahmed Necip YILDIRIM - Arapların Talihsizliği
Serazat - Ahmed Necip YILDIRIM - Arapların Talihsizliği

Arapların en büyük talihsizliği Arapça bilmektir!

Bugüne kadar, Arap coğrafyasını boydan boya gezip gördüm. Her kesimden etkili ve yetkili pek çok kimseyle görüşme fırsatım oldu. Bütün bu gözlemlerden sonra böyle bir kanaat hasıl oldu. İlk bakışta bu tespit bazılarına tuhaf gelebilir. Bir insanın anadilinin Arapça olmasının, onun felaketine sebep olabileceğini görmek gerçekten şaşırtıcı.

Bilindiği gibi, Kur’an-ı Kerim Muhammed aleyhisselama gönderildi. Kur’an-ı Kerimdeki âyet-i kerîmelerden ne anlaşılması gerektiğini o açıkladı. Fakat bugünkü Arapların çoğu, anadilleri Arapça olduğu için, dini meselelerle alakalı olarak doğrudan Kur’an-ı Kerim’e başvurmaktalar. Sade vatandaşlar, sıradan günlük konuşmalarında âyeti kerimeleri alelâde kullanmaktalar.

Düşünün, çaycısından taksicisine, öğrencisinden memuruna, herkes âyetlerle konuşmakta. Herkes Kur’an-ı Kerim’den din öğrenmekte. Ahkamlar çıkarmakta. Âyet-i kerimelerin bir nevi konuşmayı süsleyici veciz sözler misali kullanılması, Kur’an-ı Kerimin değersizleşmesi sonucunu doğurmuş. Mushaf-ı şerifin bel hizasından aşağıya hatta ayak hizasına koyulduğuna, el arabasıyla taşındığına, rehle yerine yere konulup okunduğuna ve hatta sıcak günlerde camide kestirenlerin başının altına yastık olarak kullandıklarına şahit oldum.

Ehil nâehil, herkesin Kur’an-ı Kerimi kendi kafasına göre anlamaya çalışmasının en dehşet verici neticesi Peygamber efendimizi hiçe saymak olmuş. Allahü teala dileseydi, Kur’an-ı Kerimi Muhammed aleyhisselama göndermek yerine, insanlardan istediklerini madde madde gök yüzüne yazardı. Güneşi, yıldızları, ayı, bulutları ve bütün kâinatı yaratan yüce Allah böyle bir kudrete sahiptir. Bütün insanlar murad-ı İlahîyi doğrudan gökyüzüne bakıp öğrenirlerdi. O zaman peygamberlere ihtiyaç olmazdı. Ama Allahü teala böyle yapmadı. İnsanlar arasından elçiler seçti ve insanların ne yapıp ne yapmamasını bu elçiler vasıtasıyla bildirdi. Muhakkak ki böyle yapmasının bir hikmeti ve bir sebebi var. Sizce de, Arapça bildiği için doğruden Kur’an-ı Kerimi açıp okuyan ve kendi kafasına göre yorum yapanlar Peygamberi aradan çıkarmış olmaz mı?

Araplar neden birlik olamıyor? Çünkü bir tane inanç yok. Her vatandaş kendi idrak ve anlayış seviyesine göre bir inanç geliştirmiş. Her kafadan başka bir ses çıkıyor. İnsan sayısınca din türemiş. Bu durumun istisnaları elbette ki vardır. Fakat Arap âlemindeki genel tablo bu şekildedir.

Bu hatalarından pişman olup tövbe etmedikçe Arapların iki yakası bir araya gelmez.

Bu kıssadan bize düşen hisse nedir?

Arap dünyasındaki bu durumu kendi ülkemizle kıyaslayalım: Çok ciddi anlamda Türkçe meal okunması teşvik ediliyor. Hıristiyanlıktaki Reform hareketine özeniliyor. Müslümanların doğrudan Kur’an-ı Kerime müracaat etmesi ve dinini oradan öğrenmeye çalışması “çok büyük bir felakettir.” Peygamber efendimiz yok sayılmak isteniyor. Kütüphaneleri dolduran milyonlarca kıymetli kitap ve bin dörtyüz yıldan beri gelip geçmiş bütün İslam âlimleri bir kenara itilmeye çalışılıyor.

Acaba “Kur’an Meali” füryasına önayak olanlar kimler?

——-

Serâzât.com’da; sadece Necip YILDIRIM’ın şiir ve makalelerinin yer almaktadır. Bütün hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz ve neşredilemez.