
Bir sohbette “hayatımın mihenk taşı” dediğim hac farizası için cânım Kutsal Topraklardayız. Hislerimi tarif etmekte zorlansam da deneyeceğim nasipse.
Toplam 43 gün sürecek seyahatimiz, ilk olarak Medine uçuşuyla başladı. Havalimanında biz heyecanlı hacılar ve neredeyse bizim kadar heyecanlı yakınlarımızla uçuş saatini beklerken, hem ibadetlerimizi yapmak için gücümüzün yetip yetmeyeceği endişesi hem de nelerle karşılaşacağımızın heyecanı vardı üzerimizde.
Uçuş bitince pasaport kontrol, otele varış derken oldukça yorulduk. Sonra eski hacıları, daha da önemlisi, Efendimizin (aleyhisselam) ve ashabının hicretini düşününce ne kadar geniş konfor alanımız olduğunu ve ne kadar da nankörlük ettiğimizi fark ettik.
Medine için hep “huzur şehri” derlerdi. İlk heyecanımı ve telaşımı attıktan sonra gerçekten de huzur verdiğini iliklerime kadar hissettim. Bir de anneye duyulan, yanındayken bile özleme hissini orada yaşadım. Çok özleyeceğimi ve yeniden gelmek isteyeceğimi, daha ayrılmadan biliyordum…
Ravza ziyaretleri ise başlı başına özel anlardı. Giriş hengâmesini atlattıktan sonra içeride yapılan dualarla insan o manevi iklimine girmiş oluyor. Koruma görevinde bulunan kızların zaman zaman sert davranışları olsa da ne olursa olsun o maneviyatı bozmaya güçleri yetmiyor. Ravza çıkışlarıysa insanı her seferinde hüzünlendiriyor.
Dışarıda bile dua ve niyazda bulunmak insanı çok duygulandırıyor. Fadıl Aydın’ın Ey Sevgili ezgisini getiriyor akla: “Ey Sevgili, ben de gelem sana, kokuşmuş dünyanın yükü üzerimde…” Dünyanın geçici sıkıntılarıyla geldiğimiz o güzel mekan, insanı hüzünlendirken anlamsız telaşlarından da arındırıyor.
Medine, insanı içine alan, hiç ayrılmak istemeyeceğiniz, huzur şehri… Tekrar gelmek nasip olsun diye dualar ettiren şehir…
Medine’den Mekke’ye gidiş de ana vatanından kopuşla dünyanın merkezine geçiş arasında farklı duygular hissettiriyor. Hakikaten bu duyguların tam olarak tarifi mümkün değil. Çok özel ve güzel anlarla dolu bu yolculuk Kabe’yi görme heyecanıyla birleşince bambaşka bir boyut yaşatıyor.
Nihayet akşam vakitleri Mekke’ye varıp umremizi tamamlamak için dünyanın kalbine varış vakti gelmiş, uzun zamandır duymadığım bir heyecanla, fotoğraf ve videolarından gördüğüm o muhteşem mekanı aracısız görmenin zihnimdeki yeni izdüşümlerini algılamaya çalıştım.
Ve işte o an… Telaşla grup hocasının talimatlarına uyarak bir yandan o “ilk bakış” duygusunu kaçırmamaya çalışmak arasındaki gayretimin sonucunda müthiş bir teslimiyet duygusuyla doldum. Hakikaten dünyanın merkezinde, olmam gereken yerde, dualarımın bire bir karşılık bulacakmış gibi hissettiğim haldeydim. Oysa ki dualarımız her daim karşılık buluyor ancak buranın manevi havası çok başka…
Sonraki günler tavaf, vakit namazları ve hayalle gerçek arası geçişlerle dolu vakitler…
Şimdi Mekke görevlerini yapma ve hacca hazırlanma zamanı…
——-
Serâzât.com’da yayınlanan yazı ve şiirlerin fikrî hakları ilgili yazar ve şairlere aittir. Bütün hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz.
Mübarek olsun hemşîrem🤍
Rabbim mebrur eylesin canım dünya sürgünü böyle güzelliklerle dolsun taşsın
Allah razı olsun cancağzım 🖤