
Ruhundan taşan insanlar var; olduğundan fazlası olan. Gülüşüyle güneşi ısıtan insanlar var, kendi dünyasının etrafında döndüğü. Bir gülün pembeliğini anlayan insanlar var, ötekinin çizdiği sınırlarına dokunan. Aşılan duvarlar var; tebessüme çevrilen mahkeme suratlar.
Alışılmamış hisler var; her gün yenisinin dolup taştığı. Senin zamanında onun izi var, yürürken eteklerinden döktüğü pulları.
Bir varmış bir yokmuş; yok bir varmış, hep kalmışı var. Zamane insanlarının telaşı yok, sakin bir zerafeti var. Ve yüreklendirir her öyküde bir güçsüzü, gücü olur bilmeden. Taşır bir sayfadan öbürüne yazı; bir resim çizer defterine baharın.
Gidip kokladığın çiçek yaprağında bir çiğ tanesi sensin. Pusetinde tatlı bir bebek, yüzündeki gülümsemesi sensin. Tuttuğun her el, avucundaki umudu; geçtiğin tüm yollar, kaldırım aralarında açan çiçeği; baktığın gözler, içindeki parıltısı… Her bir adımı hayatın hep “var”ı sensin.
Kabından taşan insanlar var; dolduran dünyaları. Bir uçurumun kıyısından döndürürler yalnızları. Elinden tutar, bir buluta çıkarır mağrur gökyüzünde; kendilerinde gururdan eser olmayan ortaklar gibi.
Zihninde can suyu olanlar var; insan şaşıyor, bunca güzellik nasıl ‘birinden’ nüksediyor? Çağlar geçse de özel birinin farkı değişmiyor. Ruhundan taşan insanlar var; döndüren dünyaları. Bir karanlığın ortasında kalmış gözlere kandil olan. Ve taşıyor bu şanlı baharı her bir karışa; iyi bil, senin gölgende onun güneşinin izi var.
——-
Serâzât.com’da yayınlanan yazı ve şiirlerin fikrî hakları ilgili yazar ve şairlere aittir. Bütün hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz.