Hikâye Yarışması (Toplam Ödül 18.000 TL)
KitapTahlil

Bir Kitap: Altıncı Koğuş

Yazar: Anton Çehov

Tür: Durum Hikayesi

Tema: İçtimai çürüme, adalet, yalnızlık.

Giriş

Kitabı elinize aldınız ve “68 sayfalık kitap beni ne kadar etkileyebilir ki?” diye düşündünüz. Fakat 8. sayfada karşınıza çıkan şu cümle zihninize ağır ağır bir çivi çaktı:
“Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı, beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil midir?”
Bu satırı okuyunca bir müddet kendinize gelemediniz ve kitabı yürürken bile elinizden bırakmadınız. Şimdi Çehov’un kaleminden çıkan kitabın, satırları arasında yaptığım sarsıcı yolculuğu paylaşacağım sizinle:

Mekân ve Atmosfer

Hikaye, küçük bir kasabada ısırganların, yaban kenevirlerinin çevresini bir orman gibi sarıp sarmalayan, havasını içinize çektiğinizde kesif pis bir kokunun boğazınızdan ciğerlerinize indiğini hissettiğiniz bir akıl hastanesinde geçer. Hatta yazar bu kokuyu şöyle tarif eder:

“Bu pis koku ilk anda sanki bir sirkteki yabani hayvanlar sergisine girmişsiniz gibi bir etki bırakır üzerinizde.”

O kokudan hemen kurtulmak istercesine sayfaları çevirirsiniz ama koku giderek daha da ağırlaşır; üstünüze, başınıza, zihninize ve kalbinize siner. Bu ağır havanın içine, akıl hastanesindeki 6. Koğuş sakinlerinin insanlık dışı şartlarda sürdürdüğü hayat mücadelesi de eklenir. Mekânın kasveti, karakterlerin ruhuna doğrudan nüfuz eder ve okuyucuya kaçınılmaz bir rahatsızlık hissettirir.

Karakterler ve Olay Örgüsü

Karanlığın, kasvetin ve çürümüşlüğün içinde bir isim belirir: İvan Dmitriç… O, haksızlık karşısında susmayan, adaletin yerle bir oluşuna öfkeyle tepki veren tek kişidir. İvan Dmitriç hastane içindeki zor şartlarda hayata tutunmaya çalışırken, bulunduğu koğuşa bir gün kasabanın doktoru Andrey Yefimıç Ragin adım atar. O ana kadar yalnızca kitaplarda dolaşan, felsefenin dünyasına sığınmış bir adamdır Ragin. Koridorlara sinen çürümüşlüğü müşahede eder, sükunetin altındaki çığlığa bakar ama görmez. Yazar onun körlüğünü şu satırlarda gizler:

“Andrey Yefimiç hastaneyi inceledikten sonra buranın ahlaksız bir kurum olduğu, insan sağlığı için yüksek derecede tehlike arz ettiği sonucuna vardı. Doktorun düşüncesine göre yapılacak en mantıklı şey hastaları salıvermek, hastaneyi de kapatmaktı; ancak bu, bir tek onun isteğiyle olacak şey değildi. Ayrıca bunu yapmanın da kimseye bir faydası dokunmazdı. Sonuçta maddi ya da manevi bir pisliği bir yerden kovsanız da başka bir yere sıçrayacaktır. Pisliğin kendiliğinden yok olmasını beklemek gerekir.”

Doktor, koğuşta yatan İvan Dmitriç Gromov ile tanıştığında onun suçlamalarıyla yüzleşir. Fitili ateşleyen ilk soruyu sorar: ”Evet, hastayım. Ancak siz de biliyorsunuz ki onlarca hatta yüzlerce deli özgürce dışarıda dolaşıyor… Siz, sağlık memuru, idare amiri ve bütün hastane güruhunuz; ahlaki bakımdan hepimizden ölçülemeyecek derecede aşağı konumdasınız. Neden burada oturan siz değilsiniz de biziz?” Bu sorgulamalar kısa sürede derinleşir; ikili arasında felsefi sorular ve insanın varoluşuna dair sancılarla dolu bir bağ kurulur.

Tam da bu noktada hikâye yön değiştirir. Doktorun Gromov’la giderek sıklaşan ve uzayan bu konuşmaları, kasaba halkı ile memurların dikkatini çeker. Bu görüşmeleri kısa sürede çevresi tarafından “deli doktor” davranışı olarak yorumlanır ve o andan itibaren Yefimiç için trajik süreç başlar: Bir zamanlar dışarıdan izlediği 6. Koğuş’un kapısından bu kez bir hasta olarak içeri alınır.

6. Koğuşta Stoacılık

Hikâyenin felsefi boyutu, özellikle Stoacılık tartışmalarında belirginleşir. Yazar, satır aralarında Doktor Ragin karakterinin iç dünyasında Stoacı düşüncenin izlerine dikkat çeker. Bunu, felsefenin öncülerinden Diyojen ve Marcus Aurelius örnekleri üzerinden de destekler. Stoacılık; acıya, zor şartlara ve dış dünyanın adaletsizliklerine karşı duygusal sarsılmazlık, kabulleniş ve içsel huzur arayışı üzerine kuruludur. Dr. Ragin uzun süre hastanenin yoksulluk, adaletsizlik ve sefaleti karşısında herhangi bir tepki göstermez, şartlardan ve ahvalden bağımsız olarak insanın sadece düşüncelerden ibaret olduğuna inanır. Bu yönüyle Ragın, dışarıdan bakıldığında bir tür pasif Stoacı figürüdür.

Gromov ise karşıt bir karakterdir; adaletsizliğe öfkeyle tepki verir, haksızlık karşısında susamaz. Ragin’in stoacı tavrını sert şekilde eleştirir:

“Acıya tahammül etmek erdem değildir; acıya razı olan insan, zalim düzenin ortağı olur.”

Bu çatışma, okuru hem felsefi hem de etik bir sorgulamaya sürükler.

Stoacı Teorinin Çöküşü

Ragin’in Satoacı’lığı, gerçek acıyı bizzat yaşadığında çöker. Önceden “Sıcak, rahat bir oda ve bu koğuş arasında hiçbir fark yok, insanın huzuru ve memnuniyeti dışarıda değil içeridedir.” diyen Yefimiç, kitabın sonunda acı bir itirafla gerçeği görür:

“Ay ışığının altında kara birer gölge olarak görünen bu insanlar, her gün onun çektiği acının aynısını çekiyor olmalıydılar. Nasıl olur da yirmi yıldan fazla bir süredir bu durumu anlamamış, anlamak istememişti?”

Çehov burada, teorik bilgi ile hayat tecrübesinin nasıl çatıştığını Ragin karakteri üzerinden açıkça gösterir. Ragin, hayatın acısını ve insanın çaresizliğini tecrübe ettiğinde, teorik Stoacılığın sınırlarını görür. Başlangıçta sakin bir gözlemci olarak felsefeyi bir teselli aracı olarak görürken, koğuşta gerçek acıyı müşahede ettiğinde felsefenin insan tecrübesini açıklamakta yetersiz kaldığını fark eder.

Şahsi Değerlendirme

“6. Koğuş” okura sadece bir hikaye anlatmakla kalmaz; aynı zamanda adaletin ne olup ne olmadığını derinlemesine sorgulatan, gerçek delinin ve akıllının kim olduğunu düşündüren bir eser olup ahlaki çöküşün asırlar boyu sürdüğünü de gözler önüne serer. Yazar okuyucuyu, hem karakterlerin içine hapsolduğu dünyayı hem kendi duyarsızlıklarını sorgulamaya davet eder. Ragin’in çöküşü, sadece bir karakter trajedisi değil; toplumun duyarsızlığının da aynasıdır. Yazar bu karakter yansımasıyla sizi, eserin temel mesajını iletmeye yani dış dünyanın şartlarının gerçekliğine insanın pasif kalmasının ona ne gibi bedeller ödetebileceğine dair düşündürmeye sevk eder.

——-

Serâzât.com’da yayınlanan yazı ve şiirlerin fikrî hakları ilgili yazar ve şairlere aittir. Bütün hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz.

Fatma Cirit

Riyaziyeci. Muallime. Aşiyan-ı mürg-i dil.

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu