PsikolojiHayatKişisel GelişimSanat

Kendilik Kaybı / Le Regard

‘Ben’ diyebildiği her kelimeyi başkalarından ödünç almış. Üzerine yapışık deri parçası, taşıdığı yük kendisi değil.

İnce iğnelerle yamamış ruhuna başkalarının her bir bakışını.

Her zihinde ayrı insan, her filmde ayrı rol, her romanda farklı bir karakter…

İnsan! Gezdirdiği gölgelerin toplamı…

Tabiiliğinden tiksinip başkalarının gözüne taşma hayaliyle yanıp tutuşan ve bunu da nakıslıkla yapabilen, taştığı hayalden gözlerle kendine bakan insan.

Ne kendine bakmayı biliyor ne kendini tanımayı…

Beynine kazınmış kendisi hakkında onlarca cümle var aklında. Sen kendinsin, kendindesin, içine baksana!

En yakın olduğunu görebilmek için en yakınından uzaklaşma çabası, kendinden kopup başkalarının gözüne düşme çabası. En büyük acizliği ruhun, kendini başkalarında yaşatma çabası…

Öyle bir noktadasın ki sen bile dokunamıyorsun kendine. Dik durup, yakınlaşıp, ‘Ben buyum!’ diyemiyorsun. Kendini hayalden dağların tepesine çıkarmışsın, hayalden zindanların dibine atmışsın. Ne sesin çıkıyor ne duyabiliyorsun…

Her hareketin bir izlenmişliğin eseri, sürekli bir oyun. Hayat, kendine kurduğun bir tiyatro sahnesi… Çünkü en başta sen kendini izliyorsun. Çünkü kendini yaşamıyorsun. Sen yaşamıyorsun. Sen, başkalarının hayatına sığınmacı gibi girmeye çalışan bir vatansızsın!

Seni senden iyi bildiklerini mi sanıyorsun? Yoksa, kendin olmaktan bile aciz misin?

Bir başına yaşayan yüzlerce insan ölü hükmünde mi? Kimse seni görmüyorken hareket dahi edemez misin?

Başkaları senden çok sen olmuş. Böylece senden tek bir parça bile kalmamış. Sen denilen her şeyi düşmanca katletmişsin, yok etmişsin. İşte, kendi kendine yetememezliği ruhunun. İşte, kendi kendini yok edişi!

——-

Serâzât.com’da yayınlanan yazı ve şiirlerin fikrî hakları ilgili yazar ve şairlere aittir. Bütün hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz.

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu