
Zamanla kaybettiğimiz en önemli hasletlerden biri, hepimizin farkında olduğu “özen meselesi”. Çevremizde koca bir özensizlik bulutu dolanıyor. Bizi de zaman zaman içine çekiyor.
Büyüklerimize, sevdiklerimize ve özellikle de anne-babamıza davranışlarımız… Arkadaşlarımızı, yakınlarımızı arayıp sormalarımız… Hizmet aldığımız mekanlarda çalışanlara davranışlarımız… “Teşekkür etmeyi” ne kadar önemsediğimiz… Tam dilimizin ucuna gelmişken “kalp kırma” endişesiyle yuttuklarımız… Zamane modası “özdeğer bilme” baskısına rağmen sevdiklerimiz için gösterdiğimiz fedakârlık… Özür dileme kabiliyetimiz… Sevmekten ne anladığımız… Takdir etme çabalarımız… Kin tutmaya mesafemiz… İnsanları değerlendirme kıstaslarımız… Vaktimizi nelerle doldurduğumuz… Yaratılan her varlığa gösterdiğimiz itina…
Davranışlarımızı düşünerek mi hareket ediyoruz yoksa hoyratça mı sergiliyoruz tavırlarımızı? Sarf ettiğimiz sözler öylesine mi çıkıyor yoksa bir ölçütümüz var mı? İyi bir şey yaparken hiç yapmıyormuş gibi belli etmeden, itinayla davranabiliyor muyuz sevdiklerimize?
Giderek kadim değerlerimizi hiçe saymaya çalışsak da onlarla kopamayacağımız bir bağ var aramızda.
“İnsanı eşsiz kılan şey, söz değil mânâdır.” dediklerinde ne kadar haklılar. Birine ne söylediğimizden çok ne hissettirdiğimizdir ya aslolan, işte bundandır hareketlerimize dikkat etme hassasiyetimiz.
Uhud Savaşı’da Okçular Tepesi’nde “ölsek bile yerinizi terk etmeyin” denildiği halde yerlerini terk eden sahabenin kim olduğunu biliyor muyuz mesela? Hiç duymadık, değil mi? Edepten kimse onları ifşa etmemiş. Bu durum, şimdiki dünya hayatımızda hiç uygulanabilir görünmese de insan ahlâkı için çok iyi bir örnek teşkil ediyor.
Bir hata gördüğümüzde onu acilen yaymaktan aldığımız keyfi, bir ayıbı örterken duyabilsek… İşte o zaman hepimizin hayran kaldığı ahlâk seviyesine ulaşma yolunda adım atmış oluruz.
Bir hatayı örtme, bir incelik yapma, bir memnuniyet belirtme konusunda her gün küçük adımlar atmaya kalksak, ömrümüzü giderek gelişen bir ahlâk seviyesinde yaşayabiliriz. Asıl ulaşmaya çalıştığımız manevi hedef de bu olmalı…
İşte kendi çabalarımızla yaptığımız ve sadece bize yarayacak olumlu davranışlar bize kalırken bu umumi davranışlarla topluma da örnek olabiliriz.
Velhâsıl özen meselesi önce kendi benliğimizi, sonra da içinde bulunduğumuz toplumu yakından ilgilendiriyor. Kendimize ve çevremize gösterdiğimiz özenle kâmil insan olma yolunda adımlar atmak temennisiyle…
——-
Serâzât.com’da yayınlanan yazı ve şiirlerin fikrî hakları ilgili yazar ve şairlere aittir. Bütün hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz.