DenemeFikirToplum

Yalnızlığın Endüstrisi

Yalnız yazarlar, yalnız yazarlar. Koyun olan insanlar sadece koyun olarak var olurlar. Etrafımız insan kalabalıklarıyla dolu. Ama nedeni tartışılır, herkes yalnız olduğundan bahsediyor. Halbuki, modern çağın bizi sosyal bireyler haline getirmesi gerekmez miydi? Hal böyleyken, eğer herkes kendi yalnızlığını sergiliyorsa, pek tabi yalnız olmak mümkün mü? Veya yalnızlık dediğim bir şey, gerçekten de yalnızlık mı? Yoksa, tıpkı Baudrillard’ın simülakra dediği gibi, yalnızlık dediğimiz şey de sadece bir görüntü, bir temsil midir?

Günümüzde yalnızlık, bir çeşit endüstriye dönmüş durumda. Sadece market raflarında geçici bir eksikliği var. Eminim ki o eksiklik de 5 – 10 yıla kalmaz doldurulacaktır. Zaten hep böyle olmaz mı? Gidenlerin yerine yeni birileri gelir ve benliğimizin yeni bir versiyonu olurlar.

Kapitalizm artık sadece emeğimizi değil, duygularımızı da sömürgeleştirdi. Sahaflarda ve diğer kitapçılarda yer alan kişisel gelişim kitapları, reklam stratejisinden fazlası değil. Fakat bu stratejiye ruhunu satmayanlar da yok değil.

Temelde yaşadığımız, hissettiğimiz ve yalnızlık olarak adlandırdığımız bu hislerin çoğu temelde sadece yabancılaşma kavramı olarak karşımıza çıkıyor. Marx’ın yabancılaşması ve Fromm’un sahip olma eleştirisi, modern insanın bu stratejisini anlamak için birer anahtardır.

Sorunumuz yüzyıllardan beri yabancılaşmaydı. Yalnızlık ise bir malzemeden fazlası değildi. Çünkü gerçek yalnızlık, sistemin dayattığı değil, insanın benliğiyle yüzleştiği noktada başlar. Ve ancak o yüzleşmede insan kendi benliğini bulabilir.

Günün sonunda olmamak ve olamamak. İşte bütün mesele bu.

——-

Serâzât.com’da yayınlanan yazı ve şiirlerin fikrî hakları ilgili yazar ve şairlere aittir. Bütün hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz.

Zeynep Sidar Koç

Şair. Kendince yazar, kendince düşünür.

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu