Deneme

Kuzgun Şiiri Üzerine

Yine soğuk ve karanlık bir kış gecesiydi. Aklıselim duvarlarım devrilmiş misali “Kuzgun” şiirini dinlemek geldi içimden.

“Ortasında bir gecenin, düşünürken yorgun, bitkin
O acayip kitapları, gün geçtikçe unutulan,
Neredeyse uyuklarken, bir tıkırtı geldi birden,
Çekingen biriydi sanki usulca kapıyı çalan;
‘Bir ziyaretçidir’ dedim, “oda kapısını çalan,
                      Başka kim gelir bu zaman?”

Ve kafatasımın duvarlarına çarpa çarpa, zihnimde aksede aksede akıp gitti şiirin diğer mısraları… “Ah, hatırlıyorum şimdi, bir Aralık gecesiydi” diye devam ediyordu E. A. Poe’nun şiiri.

Fasih bir İngilizceyle okuyordu seslendiren. Tokmak gibiydi adamın gür sesi…

Masal âlemindeki esrarengiz diyarlara alıp götürdü mısralar:

Meursault’laşıp tavana dikilip kaldı bakışlarım. Son nefesinde Taras Bulba’yı bağladıkları direğe dönüştü omurgam. Ev sahibesine aldırmadan paltosunu alıp dışarıya fırladı yumruğumdaki Raskolnikov. Hücresinde bekleyen ve ismini kimsenin bilmediği adı bilinmeyen bir idam mahkumunun son demlerini yaşıyordum âdetâ.

Şiir Aralık ayının zifiri karanlık gecelerinden birini tasvir eder. Etrafta başka hiçbir insan yoktur. Kara kargaların akrabası bir kuzgun çalmaktadır kapıyı.

Kaybolan günlerin, unutulan ilimlerin, şuuraltına itilen hatıraların, saadetli günlerin, unutulmaya terk edilen kıymetlerin… hayaleti misali olup gelmiştir kuzgun.

Bilmez miyim tam “Daldım,” derken uykunuzu gagalayan o kuzgunları! Henüz tanışma fırsatına kavuşmadığınız kayıp sevgilinizin ismini fısıldar gibi yaklaşırlar. Korku sarar mevcudiyetinizi. Kor gözleriyle size doğru bakan pencerede donakalır bakışlarınız.

Kuzgun, bahçedeki büste konmuştur. Katillerin mi, öldürülenlerin mi hatırasına dikilmiştir bilinmez. Belki de her ikisinin… Fakat ortada bir cinayet olduğu mısralardaki kan kokusundan anlaşılmaktadır. Yıllar sonra gelen bir mütefekkir “Bütün okyanuslar bu kanı temizleyemez,” diyecektir.

Ziyaret sebebini her sorduğunda aldığı cevap “Bir daha asla!” şeklindedir. Adını mı tekrarlıyor kuzgun, yoksa kadimlerden getirdiği fermanı mı tebliğ ediyor, şair de anlayamıyor…

Kuzgun, insanlığı bekleyen bütün kederlerin tek bir idrak kazanında kaynayabildiğini gösteren bir şiir…

Fikir ve edebiyat tarihine damga vuran büyük ustaların ortak hususiyeti, beşeriyeti bekleyen istikbali önceden sezmiş olmaları. Muhibbânın geyik çevirdikleri karanlık gecelerde odanın ortasında yana yana eriyen balmumu gibidirler. Anlaşılmazlar muasırları tarafından. Zor şartlar içinde tamamlarlar hayatlarını. Bîçâre Poe da iki yakayı bir araya getiremeden gitmiş bu dünyadan.

Şiirdeki mecaz (metafor), sembol ve temsiller (alegori) Batı medeniyetine ait. Doğru ama… Batı medeniyetinin modern fertlerde meydana getirdiği varoluşsal çöküş dünyanın her tarafına ihraç edilmedi mi? Dünyadaki insanlar birbirlerine benzedikçe aynı psikolojik buhranlara giriftar olmuyorlar mı? Günümüzde hangi toplumda yaşayan fertlerin kâhir ekseriyeti “Batılı” değil?

Kuzgun şiirini okuyana kadar hikmetin İngilizce dile getirilemeyeceğini düşünürdüm.

Şiirindeki mazmunlardan, şairin Kudüs’e yaptığı seyahat esnasında medeniyetimizin marifet iklimiyle iyiden iyiye hemhâl olduğu anlaşılmakta.[1]

Efkârdan uyuyamayıp gecenin bir vakti şiiri dinleyenler endamlarında Kierkegaard’ın korku ve titremesini hissedeceklerdir. Jung, “gölge” ve “kolektif şuursuzluk” pençeleriyle tutacaktır onları. Camus gibi hayatın abes taraflarını görmeye başlayacaklardır. Rawls ve Sen’in adaletlerine meydan okutacaktır şiir.

Fakat şiiri en başarılı kılan hususiyet, medeniyet ve beşeriyet sathındaki derin ikâzla derûnî buhrânları muazzam bir sanatkârâne üslupla ortaya koymasıdır.[2]


[1] Edgar Allan Poe o zaman Osmanlı toprağı olan Kudüs’e seyahat etmiştir. Şiirlerinde İslam medeniyetinden pek çok unsur olduğu görülmektedir. Gerek Kuzgun şiirinin tahlili, gerekse İslamiyet’in E. A. Poe’nun şiirlerine olan tesiri ayrı birer çalışma konusudur.

[2] Şiirdeki bazı ifade ve mefhumlara bizim medeniyet, kültür ve kıymetler perspektifimizden bakınca mahzurlu görülebilir. Fakat şairin yetiştiği kültür, beslendiği kaynaklar ve diğer eserlerinin toplamında bulunan siyak ve sibak nazar-ı dikkate alındığında o iklimin kontekstine/bağlamına hamledilerek tevil edilebilir.

——-

Serâzât.com’da yayınlanan yazı ve şiirlerin fikrî hakları ilgili yazar ve şairlere aittir. Bütün hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz.

Necip YILDIRIM

Polyglot. Yazar. Şair. Müteşebbis. Uluslararası İlişkiler. Psikoloji. Kuantum. Edebiyat. Yolcu. Ressam. Hattat. Baba. Îşân.

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu